|
NEREDEN NEREYE… Bundan dört yıl önce Trabzon milletvekili TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl
bir kitapta okuduğu “ilk tıp şehidinin mezarı İnebolu’da” ifadesi üzerine İnebolu’ya gelmişti. İnebolu Öğretmenevi önünde milletvekilimiz Cevdet Erdöl’le görüştüm. Bana” burada ilk tıp şehidi bir doktorun mezarı varmış,biliyormusunuz “diye sordu; ben de bu mezarın, çocukken top oynadığımız hastane üzerindeki Çamlık mevkiindeki anıt mezar olabileceğini söyledim. Birlikte gittik; anıtmezarın resimlerini çektik. Daha sonra anıtın üzerinde bulunan Osmanlıca yazıyı okutturup bana döneceğini söyledi. Hastane üzerine giderken geçtiğimiz ara sokaklardan, ilk defa geldiği İnebolu’da eski ve tarihi binaları gören Prof. Dr. Cevdet Erdöl, “bu kadar zenginliğiniz var; niçin bunları restore edip turizme kazandırmıyorsunuz ?” dedi. Ben de herkes gibi o güne kadar İnebolu’nun tarihi ile ilgili söylentiler dışında herhangi bir bilgiye sahip değildim. Beni tarih araştırmasına sevkeden nedenlerden biri de Sayın Erdöl’ün bana sormuş olduğu sorulara cevap verememiş olmamdır. İlk önce bu doktorun kim olduğunu araştırmaya başladım. İnebolu’nun yaşlı ileri gelenlerine bu soruyu sordum; hiçbirinden kayda değer bir cevap alamadım. Hatta bir tanesi, yüksek ses tonuyla “Bu lüzumsuz şeylerle uğraşacağına memleketimize bir çivi çaksanıza” diye beni azarladı. Daha sonra, bu doktorun Tosya’lı İsmail Hakkı Bey olduğunu öğrendim. İstanbul’daki Tıbbiye’yi başarıyla bitiren İsmail Hakkı Bey, Tosya’lı Saatçiler ailesine mensuptu. İstiklal Harbi yıllarında, mezuniyeti sonrası tayin olduğu İnebolu Frengi Hastanesi’nde ilk görevine başlar. Çok kısa zamanda başarılı işler yapıp hastaneye Baştabip olur. Hatta ünü o kadar yayılmıştır ki M. Kemal Atatürk tarafından, askerler arasında baş gösteren ve bir türlü çare bulunamayan bit salgınını çözmek üzere Ankara’ya çağırılır ve kısa sürede sorunu çözer. Atatürk tarafından iltifata mazhar olur. Bilindiği üzere İstiklal Harbi yıllarında İnebolu, deniz yoluyla gelen birçok insanın Anadolu’ya geçtiği, Kurtuluş Savaşı için silah ve cephanenin taşındığı kalabalık bir sahil yerleşim yeridir. Gelen gidenlerin zaman zaman yatacak yer bulamadığı ya da düşman gemilerinin tehdidi nedeniyle insanların evlerini terk edip tepe arkalarında kuytu yerlerde yatıp gecelediği ortamda düzgün beslenememe ve sağlıklı su tüketememe nedeniyle kolera salgını başlar. Birçok insan ölür ama İsmail Hakkı Bey çok başarılı bir doktor olarak bir hayli hastayı tedavi eder. Tam da bu sırada, altı yabancı ajan İnebolu’daki içme suyuna zehir karıştırır. Dr. İsmail Hakkı Bey hastaneye gelen hastaların bazılarının sudan zehirlendiklerini tespit eder. Olay ortaya çıkar; bu altı ajan yakalanır; ibret olması için hastane bahçesinde infaz edilirler. Ne yazık ki bu koleraya en sonunda Dr. İsmail Hakkı Bey de yakalanır ve çok genç yaşta hayata gözlerini yumar. Bu doktoru çok seven İnebolu halkı, ailesinin istemesine rağmen naaşını Tosya’ya göndermez; İnebolu’da hastane üzeri mezarlığına defneder. İnebolu halkı çok sevdikleri doktorlarına vefa borcunu ödemek için çarşıda, kendi aralarında para toplayarak hastane bahçesine,İsmail Hakkı Bey adına anıt dikerler. Vazifesi başında ölen İlk Tıp Şehidi olarak tarihe geçen Dr. İsmail Hakkı Bey için,vefa duygusuyla halkın anıt dikip, mezarını da anıt mezar yaptığı Türkiye’deki tek yer İnebolu’dur. İnebolu halkının bu yiğit doktorumuz ve diğer doktorlarımız anısına ilk ve tek olarak diktiği bu anıtın üzerinde “KULLI NEFSİ HAYAT, VAZİFE UĞRUNA HAYAT İLE AZİMKÂR BEKAA. MÜSLÜMAN ETİBBAĞIN TEYİDİ NAMI İÇİN ERBABI HAMİYYETİN İANESİYLE YAPILAN ABİDE (Yaşadığı sürece vazifesi uğruna hayat sürüp sonsuzluğa erişti. Müslüman halkın onun ününü pekiştirmek için yardımseverlerin katkılarıyla yaptığı abidededir. Ruhlarına fatiha ediniz) yazmaktadır. Daha sonra yaptığım tarih çalışmalarıyla beraber bulduğum bilgilerle Dr. İsmail Hakkı Bey ile ilgili bölüm de” 9 HAZİRAN’DAN BUGÜNE İNEBOLU” adlı kitabımda mevcuttur. İnebolu’daki doktor sorununu tahlil etmeye çalıştığım DOKTOR KAVGASI isimli yazımda da bu anıt ve eski hastanenin resmini kullanmış; Doktor İsmail Hakkı Bey’den de bahsetmiştim. Bütün bu gelişmelerden haberi olmadan İsmail Hakkı Bey’in Emekli Sağlık Astsubayı torunu İsmail Ayaroğlu Bey beni telefonla aradı. 14 Mart Tıp Bayramı’nda, İlk Tıp Şehidi’nin bulunduğu İnebolu’da bir organizasyon yapılarak tüm Türkiye’ye buradan tarihimizle ilgili bir mesaj vermek adına gerekli olan çalışmalara başlayacağız. Benim düşünceme göre, Atatürk’ün İnebolu’da yaptığı Şapka İnkılabı ile İnebolu’nun adını duyurmanın yanında, İlk Tıp Şehidi’nin de adını duyurmak İnebolu’ya çok şeyler katacaktır.Bir kampanya başlatarak, kamuoyu uygun görürse, hastanemize “İNEBOLU İSMAİL HAKKI BEY HASTANESİ” İSMİNİ vererek ,kalıcı bir tanıtım yapabiliriz,diye düşünüyorum. Dışarıdan bakıldığında, tanıtımı yapılan, İstiklal Harbi yıllarının başarılı doktorunun görev yaptığı hastanede,bugün ki meslektaşları da görev yapmak isteyecektir. Belki de bu şekilde, tartıştığımız doktor sorununa, geçmişte İnebolu’da görev yapan bir doktorun ismi vasıtasıyla ilgi çekerek de çözüm yolunda mesafe katetmeyi sağlamış olabiliriz. İşte bu noktada, İsmail Hakkı Bey vasıtasıyla İnebolu’nun ismini duyurmak için herkesi el birliğiyle bu konuda katkıda bulunmaya çağırıyorum. Yıllardır herkesin yanından gelip geçtiği ve ne işe yaradığını bilmediği bir anıt mezarın bile tarihi araştırılıp gün yüzüne çıkartıldığında İnebolu’ya ne kadar çok katkıda bulunacağını şimdiden tahmin etmek zor olmasa gerek. Bilinmez belki bir gün filmi çevrilerek daha çok insana ulaşması ve bu anlamda isminin ölümsüzleşmesi sağlanabilir… Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 4433
|